LÜTFEN BEKLEYİN
Bu websitesi siz ziyaretçilere daha iyi bir web deneyimi sunabilmek amacıyla çerez denilen depolama yapılarını kullanır. Siteyi kullanarak ilgili verilerin depolanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için Kullanım Şartları, Gizlilik ve Çerez Politikası sayfalarını inceleyebilirsiniz.
Dili Değiştir (İçerik farklı olabilir) :
MENU ARAMA
Ana Sayfa \ Hakkımda

HAKKIMDA

Kaan Çamur'un fotoğrafı.

10 Kasım 1985 İstanbul doğumluyum. Anne-baba tarafından İzmir'liyim. 2005 yılında Trakya Üniversitesi Edirne Meslek Yüksekokulu Endüstriyel Elektronik bölümünden mezun oldum. Birkaç başarısız DGS denemem sonrasında daha makul olan ÖSS'ye girerek Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektrik Öğretmenliğini kazandım. Ancak araya askerliğin girmesiyle eğitimime başlayamadan dondurmak zorunda kaldım. (Nedense o gün bu işin üstüne fazla gitmedim, bir şekilde erteletebilirdim halbuki.)

Askerliğimin 3 aylık acemilik dönemini Tokat 48. Piyade Er Eğitim Alay Komutanlığında, geri kalan 12 aylık ustalık dönemini de Hatay Narlıca 2. Piyade Hudut Taburu'nda yaptım. Hayatımın en zor, ancak gerek fiziksel gerekse zihinsel olarak en faydalı günlerini asker ocağında geçirdiğimi söyleyebilirim. Sabretmek, öfkeyi kontrol etmek, yorulmamak, şartlar ne olursa olsun güçlü kalabilmek ve her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek cesaret ve dirayete sahip olmak askerliğin bana bıraktığı en büyük miras oldu. Eskilerin neden askere gitmeyen adama kız verilmez dediğini daha iyi anlıyorum.

Askerden döndükten sonra eğitimime devam edecektim ancak hem içimde istek kalmamıştı hem de o günkü şartlar hayata atılmamı gerektiriyordu. Nitekim 2013 yılında İstanbul'da bir fuarcılık şirketinde Bilgi İşlem Uzmanı olarak göreve başlamıştım. Daha sonra 2015 yılında bir dijital reklam ajansında Operasyon Uzmanı olarak çalışma hayatıma devam ettim. Burada 4 yıla yakın bir süre çalıştıktan sonra şirketin iflası üzerine yine aynı sektörden 2 firmada daha çalıştım. Son çalıştığım firmadan Şubat 2020'de kendi isteğimle ayrıldım.

Küçüklüğümden bu yana elektronik oyuncaklara ve video oyunlarına (atariler) çok ilgim vardı. Saatlerce oynamanın yanı sıra çoğu zaman bunların nasıl yapıldıklarını da merak ederdim. O günlerin etkisinden midir bilmem, kendimi bildim bileli içimde hep birşeyler yaratma arzusu vardı. Aslında bu his bilgisayarlardan ve oyunlardan çok daha önce hakimdi bana, zira öyle sanıyorum 9-10 yaşlarındayken evimizin bahçesinde tahtalardan ev yapmaya çalıştığımı hatırlıyorum.

Eğitim hayatıma şöyle bir baktığımda ne yazık ki bana elle tutulur hiçbirşey vermediğini görüyorum. Yani beni iş hayatına hazırlayacak, sayısı her yıl katlanarak artan milyonlarca işsiz içinden benim ön plana çıkmamı sağlayabilecek hiçbir ekstra yetenek veya özelliğe sahip değildim. Bunu günümüzde bile gerçekten sağlayabilen bir eğitim kurumu var mı o da tartışılır. Ama okul hayatı bir ışık yakmıştı kafamda; en azından neye ilgim olduğunu, neyi severek yapabileceğimi bir şekilde anlayabilmiştim.

Evet..ben bir tasarımcı, bir sistem yaratıcısı olmalıydım.. Lisedeyken belirli bir görevi gerçekleştirecek elektrik motorlarının kumanda şemasını önce kağıt üstüne çizip ilgili devre elemanları (kontaktörler, röleler vs.) ile bağlantılarını yapıp butona bastığımda kurulan senaryoya göre tıkır tıkır çalışmasını izlemekten; üniversitede yine bir takım görevleri yerine getirecek elektronik devreleri bakır plaket üzerine permenant kalem ile çizip, tuz ruhu+perhidrol çözeltisinde eritip sonrasında elektronik elemanları (transistörler, dirençler, entegreler, röleler vs.) üzerine lehimleyerek oluşturmaktan (ki ben fabrika çıkışı diye tabir edilen pürüzsüz ve düz iletim yollarına sahip devreler yapmaya özen gösterirdim) nihayetinde bugün hayatın her alanında yer alan ve sayısız görevler üstlenen bilgisayar programlarını, web sitelerini ve mobil uygulamaları tasarlayıp inşa etmeye kadar geldim.

Bilgisayarlarla ilk defa 13-14 yaşlarında babamın aldığı Intel 80486 işlemcili, 512 MB hard diskli, 16 MB EDO RAM'li ve 128KB'lık ekran kartlı masaüstü bilgisayar aracılığıyla tanışmıştım. İşletim sistemi Windows 95'ti ve içinde hiçbir ekstra yazılım yoktu. Kurcalaya kurcalaya windows'u baya öğrenmiştim. Nerden bulduğumu tam hatırlayamadığım bir mp3'ü dinlemeye çalıştığımda Winamp'ın şarkıyı kesik kesik çaldığına, bilgisayar biraz daha hızlanır belki diye düşünüp Windows 98'i 24 saatten daha uzun sürede yüklediğime, bilgisayarın açılması bir yana masaüstündeki sağ tık "yeni" menüsünün 45 saniyede açıldığına şahit olmuştum. Herhalde bilgisayara bu kadar işkence çok diye düşünmüş olacağım ki, dahiyane bir fikirle daha az elektrik çeker diye kasanın arkasındaki 110/220V şalterini 110V'a alıp çalıştırarak güzelim bilgisayarımın acılarına son vermiştim. :-)

Sonraları bir internet cafede çalışarak sırasıyla 2.el bir Celeron, Pentium III ve sıfır toplama AMD Athlon tabanlı bilgisayarlarım olmuştu. Bu bilgisayarları kullandığım dönemlerde program, donanım ve yazıcı-tarayıcı gibi çevre birimlerinde oldukça tecrübe edindim. Bilgisayar konusunda hızlı ilerlememin en büyük sebebinin kesinlikle ortaokul'dan bu yana iyi derecede olan İngilizce bilgim olduğunu söyleyebilirim.

Tasarım ve yazılım, hayatımın son 10-15 yılı içinde ilgilenme fırsatı bulduğum konulardı. İlk deneyimim strateji (RTS - Real Time Strategy) türünde en sevdiğim bilgisayar oyunlarından biri olan 2005 yapımı Command & Conquer Generals Zero Hour üzerine mod yapmaktı. İşe texture denilen oyun grafiklerini Photoshop ile düzenleyip (hatta tasarladığım mod'a uygun olarak sıfırdan yeni görseller üretip), oyunun .ini uzantılı yapılandırma dosyalarını düzenleyerek ve yeni eklemeler yaparak başlamıştım. Photoshop'u ilk defa bu iş için kullanmaya başlamış ve kısa sürede uzmanlaşmıştım.

Yazılım ve web dünyasıyla Mart 2011'de "10 Adımda Web Tasarımı" adlı bir kitap aracılığıyla tanışmıştım. O zamanlar web teknolojileriyle ilgili hemen hemen hiçbirşey bilmiyordum, bildiklerim de sadece teoriden ibaretti. Bu kitabı alırken açıkçası web'le ilgili herşeye hakim olacağımı düşünmüştüm ancak kitap sadece Flash tabanlı basit bir web sitesi kurmayı anlatıyordu. Yeni birşey öğrenirken metodum genellikle anlatılanlara birşeyler katarak, değiştirerek, geliştirerek denemektir. Kitapta örnek olarak yapılan web sitesini de bu düşünceyle yaptım ve istediğim gibi farklı ve güzel bir tasarım olmuştu. Ancak siteyi bitirdikten sonra internette Flash tabanlı siteler ile html siteler arasındaki farkları araştırdığımda ve özellikle Flash'ın üzerine biraz daha gittiğimde bir web sitesi için Flash kullanmanın hiç iyi bir yaklaşım olmadığını gördüm. Çünkü Flash, aslında bir Flash Player tarafından oynatılan swf uzantılı bir video klipten başka birşey değildi ve arama motorları için hiçbirşey ifade etmiyordu. (Verileri harici bir XML dosyasından çekilen Flash içerikleri Google'ın arama sonuçlarında gösterdiğine şahit olmuştum ancak yine de seo açısından tavsiye edilmiyordu.) O dönem için belki tek artısı multimedya açısından çok zengin içerikler üretilebilen bir altyapısı olmasıydı. Kitap aracılığıyla Flash'ı öğrenirken Flash'ın programlama dili olan ActionScript'in de temellerini öğrenmiş ve yazılım dünyasına ilk adımı burada atmıştım. Komut-kumanda-programlama gibi kelimelerin kendisi bile zihnimde birşeylerin canlanmasına yeterken, bunlarla birşeyler yapabildiğimi görmek beni iyiden iyiye bu işlere itiyor, daha sıkı bağlanmamı ve daha hızlı öğrenmemi sağlıyordu. Nitekim kısa süre içerisinde actionscript'e hakim olmuş ve istediğim herşeyi yapabilecek düzeye gelmiştim.

Flash ile birçok uygulama, oyun ve websitesi denemeleri yapmıştım, ama aklım hala normal bir web sitesi yapmakta kalmıştı. Bunun da benim için halledilmesi gereken önemli bir konu olduğuna inanıyordum ve öğrenmeye karar verdim. Sadece teorik olarak bildiğim html, css ve javascript kavramlarını bu işlere olan ilgim, sevgim ve öğrenme isteğim sayesinde tahminimden daha kolay ve hızlı bir şekilde öğrenmiştim. 

Html, css ve javascript'i öğrendikten sonra artık istediğim gibi normal bir web sitesi yapabiliyordum, ancak bu sefer de karşıma statik-dinamik site kavramları çıkmıştı. Statik siteler; içeriği sadece html dosyalarının bir editör ile düzenlenerek güncellenebildiği, bir içerik yönetim sistemi (CMS-Content Management System) ve veritabanı bağlantısı olmayan basit siteler olurken, dinamik siteler bünyelerinde bu yapıları bulunduran ve herhangi bir web tasarım/programlama bilgisi olmayanlar tarafından bile içeriği düzenlenebilen gelişmiş web siteleridir. Ben tabi bunu öğrenince ve yapabildiğimin sadece basit statik siteler olduğunu anlayınca yine işin üzerine gitmeye karar verdim ve karşıma dinamik sitelerin ana unsuru olan sunucu taraflı web programlama yapılarından ASP (Active Server Pages)'in kullanıldığı bir eğitim çıktı. (Eğitimi hazırlayıp internette paylaşan kişi yanlış hatırlamıyorsam Ömer Akı isimli Bolu'da görev yapan bir Bilgisayar ya da Bilişim Teknolojileri Öğretmeniydi.) Burada DreamWeaver adlı program ile Access veritabanı kullanılarak ASP tabanlı dinamik bir haber sitesi yapılıyordu. Bunda da yine Flash'ta olduğu gibi anlatılana kendimden birşeyler katarak, farklılaştırıp geliştirerek ilerledim. Başarılı olmuş, konuyu öğrenmiştim. Ama bu sefer de aklıma başka birşey takıldı; ben söz konusu siteyi yardımcı bir program aracılığıyla ve tamamen programın araçlarını (toolbox) kullanarak yani aslında dili hiçbir şekilde öğrenmeden yapmıştım ve bu beni rahatsız ediyordu. Diğer bir deyişle kendimi kandırıyordum. Evet, bu şekilde ASP tabanlı dinamik bir web sitesi yapabilirdim ama bu profesyonel bir yaklaşım değildi, en azından benim anlayışıma göre.

Bu konuyu da halletmem gerektiğine inanıyordum ve kullanılan dili (Visual Basic'ti sanırım) öğrenmeye başlayacaktım ki bunun artık eski bir teknoloji olduğunu farkettim ve .NET altyapısını öğrenmeye karar verdim. Bununla ilgili eğitimi de CHIP Online adlı teknoloji dergisinin web sitesinde gördüğüm bir haber sayesinde keşfettim. (İlgili haberi buldum, buradan ulaşabilirsiniz.) Microsoft Türkiye, "Açık Akademi" adında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile ortak yürütülen, en güncel .NET teknolojilerinin kullanıldığı, etkileşimli multimedia, video ve pdf dökümanlardan oluşan çok yönlü (masaüstü, mobil ve web) yazılım geliştirme eğitimlerini tamamen ücretsiz olarak sunan bir proje başlatmıştı. Hiç vakit kaybetmeden programa kaydoldum ve işe öncelikle büyük oranda hakim olmama rağmen sanki ilk defa öğrenecekmiş gibi "temel web tasarım" eğitiminden başladım. Amacım eğitim programında sunulan, yeterince tecrübe sahibi olduğumu düşündüğüm konular da dahil tüm eğitimleri almak ve varsa eksiklerimi de tamamlamaktı. Burada konuları daha iyi anlayabilmek için eğitimleri kendimce bir sıraya koymuştum. Yanılmıyorsam zaten eğitim programında da her eğitimle ilgili "bu eğitime başlamadan önce şu eğitimi tamamlamalısınız" gibi uyarılar vardı.

Temel web tasarımı eğitimi bittikten sonra asıl amacım olan .NET ile dinamik web uygulaması geliştirme eğitimine başlayabilmek için öncelikle C-Sharp (C#) dilini öğrenmem gerektiğini öğrendim. C#'ın popüler programlama dillerinden biri olduğunu biliyordum ve bir gün zaten onu da öğrenmeye niyetim vardı ki meğer o gün zaten gelmiş. :-)

Flash'ta öğrendiğim actionscript dili C# ile büyük benzerlikler gösteriyordu, bu yüzden C#'ı öğrenirken hiç zorluk çekmediğim gibi sanki actionscript'e göre daha kolay gelmişti. Aslına bakarsanız programlama dillerinin hemen hemen hepsi temelde birbirlerine çok benzer, dolayısıyla herhangi bir programlama diline aşina olan biri diğer dilleri öğrenmekte pek zorluk çekmez.

Eğitim programındaki C# derslerini zemini daha da sağlamlaştırmak adına internetten aldığım birkaç kitapla ve her örnek uygulamadan sonra yaptığım kendi deneme uygulamalarımla destekledim. Programcılıkta dili bilmekle beraber analitik düşünce ve başarılı algoritmalar kurabilmenin de çok önemli bir yeri vardır. Diğer bir deyişle sorun bulabilme, çözüm ve çözümler (alternatif yollar) üretebilme gibi becerileri geliştirmek gereklidir. Çünkü bunlar programlamanın doğasıdır ve her zaman programcının karşısına çıkacaktır.

C# eğitiminden sonra eğitim programında sıra SQL'e (Structured Query Language - Yapılandırılmış Sorgulama Dili) gelmişti. SQL'i önceki ASP tabanlı web sitesi çalışmalarımda çok az kullanmıştım, sadece temel düzeyde sorgulama biliyordum. SQL, burada sözü geçen C#, actionscript, javascript gibi bir programlama dili değil aslında. Adından da anlaşılacağı üzere bir sorgulama dilidir ve veritabanlarından verileri belirli bir düzen içinde çekebilmemizi, bu verileri düzenleyebilmemizi veya silebilmemizi sağlayan bir takım komut dizileri vardır. Ancak özellikle düzenleme (güncelleme) ve silme gibi operasyonel işlevleri sebebiyle programlama dünyasında SQL de bir programlama dili olarak kabul görmektedir.

Veritabanına veri göndermek, veri çekmek, güncellemek ve silmek gibi işlemler ayrı bir zevk veriyordu bana. Bunları yaparken zaten var olan ilgim daha da artıyor ve daha hızlı öğreniyordum. Sonunda kaçınılmaz olarak SQL'e de hakim olmuştum.

Nihayet sıra asıl hedefim olan .NET ile dinamik web sitesi oluşturma eğitimine gelmişti. Bu, önceki öğrendiğim ASP'den (Klasik ASP de deniyor) daha gelişmiş bir yapı olmasına rağmen inşa edilmesi bakımından ona çok benziyordu. Yine bir program (Visual Studio) ve onun araçları yardımıyla nesnelerin (web forms elemanları) sürükle bırak şeklinde sayfalara bırakılarak oluşturulduğu bir sistemdi. Hakkını yememek gerek, gerçekten çok kullanışlı ve öğrenmesi-kullanması çok kolay bir geliştirme ortamıydı. Tarayıcı adres çubuğunda sonu .aspx şeklinde biten sayfaları olan siteler .NET'in bu sürümü (ASP.NET Web Forms) ile yapılmış sitelerdir.

Bu eğitimi bitirdiğimde artık istediğim her türlü dinamik web sitesini ve web uygulamasını yapabilecek durumdaydım. Yalnız bana göre yine bir sorun vardı; geliştirmeyi hala bir programın (Visual Studio) araçları ve geliştirme ortamının elemanları ile yapıyordum. Aslına bakarsanız bu bir sorun değildi; dünyada yüzbinlerce geliştirici bu yöntemle kişisel-kurumsal binlerce çeşit yazılım geliştiriyor. Sadece bu yaklaşımı benimseyemiyordum, "sıfırdan birşeyler yaratma" arzum bunu bir sorun haline getiriyordu. Gidebileceğim nokta, inebileceğim derinlik bununla sınırlı olmamalıydı. Nitekim eğitim programındaki "ASP.NET MVC ile İleri Düzey Programlama" adlı son eğitim de bunu doğruluyordu.

Eğitime başladığımda daha ilk derste "işte aradığım bu" dedim.. Evet, tahmin edebileceğiniz üzere .NET MVC, tamamen sıfırdan kod yazarak uygulama geliştirme mantığına dayalıydı. MVC (Model-View-Controller), bir yazılım geliştirme yöntemidir. Temel amacı bir web uygulamasını 3 ana bölüme ayırarak uygulama geliştirmeyi daha sade ve kolay hale getirmektir.

MVC, benim hayat tarzıma ve kişiliğime de çok benzer bir yaklaşıma sahip. Günlük hayatta hemen hemen her konuda düzenli olmaya özen gösterir, işlerimi her zaman belirli bir sıra ve plan içerisinde gerçekleştirmeye çalışırım. Evim ve eşyalarım bile belki de bekar bir erkekten beklenmeyecek derecede düzenli ve tertiplidir.

Bu son eğitimi de tamamladıktan sonra, yıllar önce yapmayı planladığım bir projeyle tüm bilgi ve tecrübelerimi uygulamalı olarak sınayıp eksiklerimi bulmaya, bilmediğim yenilikleri öğrenmeye ve daha fazla tecrübe kazanmaya devam ettim. Zamanla hem bilgi birikimimin, hem algoritma ve analitik düşünme becerilerimin hem de hızımın oldukça arttığını farkederek bugünlere kadar geldim.

Bu alanlardaki kazanımlarımın yanı sıra, yaklaşık 6 sene çalıştığım dijital reklamcılık sektöründe de çok faydalı tecrübeler edindim. Medya planlama, satın alma, yayıncı ilişkileri ve raporlama gibi süreçlere hakim olmanın yanında DV360, Adform, AppNexus, Gemius, Sizmek, DoubleClick, Google Ads, Sosyal Medya (Facebook/Instagram) Reklamları ve Analytics gibi platformları da profesyonel olarak kullanabilmekteyim.

Teknolojinin gelişmeye devam ettiği günümüz dünyasında mevcut ve yeni teknolojileri elimden geldiğince takip etmekteyim. Bunlarla ilgili internette ücretli-ücretsiz eğitim videoları, makale ve araştırmalar, dökümanlar ve e-kitaplar gibi on binlerce materyal bulunmaktadır. İşte hem bu devasa çorbada benim de bir tuzum bulunsun, hem de insanlara faydalı olacağını düşündüğüm diğer birçok konudaki bilgi ve tecrübelerimi paylaşabilmek adına her köşesini bizzat tasarlayıp programladığım dijital dünyadaki bu evimi inşa ettim.

Burada uzmanlık alanlarımla ilgili eğitici makalelerin yanı sıra hobilerimden olan bilgisayar oyunlarıyla (özellikle uçuş simulatörleriyle) ilgili eğitici/eğlendirici içerikler ve günlük hayattan düşeceğim notları içeren paylaşımlar da bulacaksınız.

Buraya kadar yazılanları okuduysanız beni artık tanıyorsunuz demektir. Sabrınız ve ilginiz için ekstra teşekkür ederim.

Kaan Çamur

"Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar."
Mustafa Kemal ATATÜRK




HIZLI ERİŞİM


ÖNE ÇIKANLAR

SON MAKALELER
ÇOK BEĞENİLENLER
ÇOK YORUMLANANLAR
HABER
İNCELEME
DİJİTAL PAZARLAMA
TASARIM

HTML
CSS
PHOTOSHOP
PROGRAMLAMA

C#
JAVASCRIPT/JQUERY
.NET MVC
SQL
FLIGHT SIMULATOR

FLIGHT SIMULATOR X (FSX)
FLIGHT SIMULATOR 2020
HAYATTAN NOTLAR

FUTBOL
SEYAHAT
ÇÖZÜM MERKEZİ

TÜM ÇÖZÜMLER
TASARIM
YAZILIM
VERİTABANI
DONANIM
WINDOWS
OFİS
WEB
DİJİTAL PAZARLAMA
BİLGİ

HAKKIMDA
İLETİŞİM


Kaan Çamur MERHABA, BEN KAAN ÇAMUR. BİLGİSAYARLAR VE DİJİTAL TEKNOLOJİLER ÜZERİNDE ÇEŞİTLİ UZMANLIKLARIM BULUNMAKTADIR. BAŞTA BU ALANLAR OLMAK ÜZERE BİRÇOK KONUDA EDİNDİĞİM BİLGİ VE TECRÜBELERİ SİZLERLE PAYLAŞMAK AMACIYLA DİJİTAL DÜNYADAKİ BU EVİMİ İNŞA ETTİM. İNANIYORUM Kİ BURADA İŞİNİZE YARAYACAK VE SİZİ MUTLU EDECEK BİRÇOK İÇERİK BULACAKSINIZ. SİZ MUTLU OLURSANIZ BEN DE OLURUM, BU YÜZDEN BANA MUTLU OLDUĞUNUZU BİLDİRİN. :-)
YENİ GÖNDERİLERDEN HABERDAR OLMAK İSTER MİSİNİZ?
E-POSTA  :  
VEYA TAKİP EDİN

COPYRIGHT © 2020 KAAN ÇAMUR. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

BU WEB SİTESİNDEKİ TÜM MATERYAL VE GÖNDERİLER TELİF HAKKI KANUNLARINCA KORUMA ALTINDADIR.

KULLANIM ŞARTLARIGİZLİLİKÇEREZ POLİTİKASIİLETİŞİM